Günümüzde araç fiyatlarının ivmeli artışıyla birlikte, ikinci el piyasasında kötü niyetli kişilerin haksız kazanç elde etmek adına başvurduğu en yaygın yöntemlerden biri, halk arasında çenç (change) araç olarak bilinen sahtecilik yöntemidir. Sakarya Change Araç (Çenç) davaları avukatı olarak, bu tür nitelikli dolandırıcılık vakalarıyla karşı karşıya kalan mağdurların haklarını korumak ve hukuki süreci yönetmek adına kapsamlı bir rehber hazırladık.
Change araç halk diliyle çenç araç; hasarlı ya da hurdaya ayrılmış araçların motor ve şasi numaralarının çalıntı araçlarla değiştirilmesi yoluyla oluşturulmaktadır. Günümüzde araç fiyatlarının sürekli yükselmesiyle birlikte change araç Change araç halk diliyle çenç araç sayısında da artış meydana gelmiş, buna bağlı olarak change araç nedeniyle ortaya çıkan mağduriyetlerin giderilmesi amacıyla açılan dava sayıları da önemli ölçüde artmıştır.
İkinci el araç piyasasında yaşanan hareketliliği fırsata çevirmek isteyen kötü niyetli kişiler, change araçları Change araç halk diliyle çenç araçları piyasaya sürerek haksız kazanç elde etmeye çalışmaktadır. Araç alım satımı sırasında aracın motor ve şasi numarasının dikkatli şekilde kontrol edilmemesi, ilerleyen süreçte ciddi hak kayıplarının yaşanmasına neden olabilmektedir.
Uygulamada, change araç halk diliyle çenç araç yöntemiyle kişilerin dolandırılması oldukça sık karşılaşılan dava türlerinden biridir. Bu nedenle araç satın alırken gerekli kontrollerin yapılması büyük önem taşımaktadır. Araç satın alınmadan önce aracın tüm yönleriyle incelenmesi gerekmektedir.
Change araç halk diliyle çenç araç mağdurları, aracın change halk diliyle çenç olduğunu öğrendikleri anda zaman kaybetmeden hukuk davası açmalı ve savcılığa suç duyurusunda bulunmalıdır. Savcılık tarafından yürütülecek soruşturma kapsamında sorumlular hakkında işlem yapılarak kişiler mahkemeye sevk edilebilecektir.
Şasi numarası, aracın tanımlanması amacıyla aracın gövdesine işlenmiş olan benzersiz bir numaradır. Motor numarası ise aracın motor bloğunda bulunan ve aracın diğer araçlardan ayırt edilmesini sağlayan benzersiz numaradır.
Aracın şasi ve motor numarası benzersiz olup araçla ilgili yapılan hukuki işlemlerde kimlik numarası gibi kullanılmaktadır. Bu nedenle şasi ve motor numarasının değiştirilmesi veya tahrip edilmesi durumunda hukuki ve cezai sorumluluk doğabilmektedir.
Bu nedenle “Aldığım araba changehalk diliyle çenç araç çıktı ne yapmam gerekiyor?”, “Change araç halk diliyle çenç araç mağdurları ne yapmalı?” veya “Araba şasi numarası değiştirme cezası nedir?” gibi sorular uygulamada sıkça sorulmaktadır. Change araç halk diliyle çenç araç mağdurları, aracın change halk diliyle çenç araç olduğunu öğrendikleri andan itibaren vakit kaybetmeden hukuki yollara başvurmalıdır. Aksi halde hak kaybı yaşanması söz konusu olabilecektir.
Change araç, halk arasında sıkça “çenç araç” olarak ifade edilmektedir. Change (çenç) araç satışı yalnızca cezai sorumluluk doğurmakla kalmayıp aynı zamanda hukuki sorumluluğu da beraberinde getirmektedir. Change (çenç) araç yapılması durumunda resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçları gündeme gelmektedir.
Satıcı, aracın motor ve şasi numaralarını hukuka aykırı şekilde değiştirmek suretiyle işlem gerçekleştirdiğinde, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu kapsamında 204. maddede düzenlenen resmi belgede sahtecilik suçunu işlemiş olmaktadır. Bununla birlikte aracın satışı sırasında alıcıyı ve noter işlemlerini yanıltması sebebiyle aynı kanunun 157. maddesinde düzenlenen dolandırıcılık suçu da oluşabilmektedir.
Aracın change (çenç) araç olduğunun anlaşılması halinde, mağdurlar tarafından Cumhuriyet Başsavcılıklarına yapılacak suç duyurusu ile cezai süreç başlatılabilmektedir. Change (çenç) araç satışı nedeniyle yalnızca ceza sorumluluğu değil, aynı zamanda hukuki sorumluluk da doğmaktadır. Bu kapsamda change (çenç) araç sebebiyle tazminat sorumluluğu da gündeme gelebilmektedir.
Change (çenç) araç nedeniyle tazminat sorumluluğuna başvurulabilecek kişiler şunlardır:
Satıcı (Aracın change/çenç araç olduğunu bilmese dahi hukuki sorumluluğu bulunmaktadır)
Noter (Özen yükümlülüğü kapsamında sorumluluğu doğabilir)
Muayene istasyonları (Yasal yükümlülükleri sebebiyle sorumluluk gündeme gelebilir)
İdare (Gerekli şartların oluşması halinde)
Şasi numarası, aracın gövdesine işlenen ve aracın tanımlanmasını sağlayan benzersiz bir kimlik numarasıdır. Motor numarası ise aracın motor bloğunda bulunan ve aracın tanımlanmasına yarayan başka bir benzersiz numaradır. Her aracın kendine ait bir şasi ve motor numarası bulunmakta olup bu numaralar aracın tescil işlemleri ve diğer hukuki işlemlerinde kullanılmaktadır.
Change (çenç) araç; hurda veya ağır hasarlı araçların şasi veya motor numaralarının çalıntı ya da trafikten men edilmiş araçlarla değiştirilmesi yoluyla gerçekleştirilen bir dolandırıcılık yöntemidir. Bu yöntemle hukuki açıdan sorunlu araçlar, kimlikleri değiştirilerek yeniden piyasaya sürülmektedir. Kötü niyetli kişiler bu yöntemle haksız kazanç elde etmeyi amaçlamaktadır.
Change (çenç) araç mağdurlarının sayısı her geçen gün artmaktadır. Bu nedenle ikinci el araç satın alırken aracın şasi ve motor numaralarının bulunduğu bölümlerin dikkatle kontrol edilmesi, bu alanlarda orijinal olmayan işlem veya müdahale izlerinin bulunup bulunmadığının uzman kişiler tarafından incelenmesi büyük önem taşımaktadır.
Change araç, halk arasında yaygın olarak çenç araç olarak adlandırılmaktadır. Change (çenç) araç nedeniyle mağdur olan kişilerin sayısı her geçen gün artmakta ve bu durum birçok ceza yargılamasına konu olmaktadır. Çoğu zaman kişiler araçlarının change (çenç) araç olduğunu, araçlarına el konulması sonrasında öğrenmektedir. Bu durum mağduriyetin daha da büyümesine yol açabilmektedir.
Araca el konulması veya başka bir şekilde aracın change (çenç) araç olduğunun anlaşılması halinde, Cumhuriyet Başsavcılıklarına yapılacak suç duyurusu ile sorumlular hakkında ceza soruşturması başlatılması ve yargılama yapılması mümkündür. Ancak uygulamada bazı durumlarda suçlu ile mağdurun birbirine karıştığı ve gerçek failin belirlenmesinin zorlaştığı durumlar da görülebilmektedir. Bu gibi hallerde gerçek suçlunun tespit edilebilmesi için yargısal içtihatlarla belirlenen bazı hususların dikkatle incelenmesi gerekmektedir.
Bu kapsamda özellikle şu konuların araştırılması önem taşımaktadır:
Gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya konulması gerekir.
Aracın trafiğe çıktığı tarihten, suçun tespit edildiği tarihe kadar geçen süreye ilişkin tüm trafik belgelerinin ilgili Emniyet Müdürlüğünden getirtilmesi gerekmektedir.
Aracın yapılan tüm muayene işlemlerine ilişkin belgelerin ilgili kurum ve kuruluşlardan temin edilmesi gerekir.
Araç daha önce kaza yapmış ise şasinin kazada zarar görüp görmediği incelenmelidir.
Aracın önceki sahipleri belirlenmeli ve bu kişilerin söz konusu araçla kaza yapıp yapmadıkları gibi hususlar mahkeme tarafından ayrıntılı şekilde araştırılmalıdır.
Change (çenç) araç yöntemiyle haksız menfaat elde ederek kişileri mağdur eden kişiler hakkında dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçları kapsamında ceza verilmektedir.
Dolandırıcılık suçu bakımından Türk Ceza Kanunu’nun 157. maddesi uygulanmaktadır. Bu hükme göre;
“Hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp, onun veya başkasının zararına olarak kendisine veya başkasına yarar sağlayan kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.”
Somut olayın özelliklerine göre, aracı change (çenç) araç haline getirerek satmak suretiyle haksız kazanç elde edilmesi sırasında kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması durumunda dolandırıcılık suçunun nitelikli hali de oluşabilmektedir. Bu durumda Türk Ceza Kanunu’nun 158. maddesi uygulanmaktadır.
Söz konusu maddeye göre dolandırıcılık suçunun;
Dini inanç ve duyguların istismar edilmesi,
Kişinin içinde bulunduğu zor durumdan yararlanılması,
Kişinin algılama yeteneğinin zayıflığından faydalanılması,
Kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması,
Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına işlenmesi,
Bilişim sistemleri, banka veya kredi kurumlarının kullanılması,
Basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanılması,
Tacir veya şirket yöneticilerinin ticari faaliyetleri sırasında işlenmesi,
Serbest meslek sahiplerinin kendilerine duyulan güveni kötüye kullanması,
Banka veya kredi kurumlarından haksız kredi sağlanması amacıyla işlenmesi,
Sigorta bedelini almak amacıyla işlenmesi,
Kişinin kendisini kamu görevlisi ya da banka, sigorta veya kredi kurumu çalışanı gibi tanıtması suretiyle işlenmesi
hallerinde failler hakkında üç yıldan on yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası verilmektedir. Kanunda sayılan bazı durumlarda ise hapis cezasının alt sınırı dört yıl olarak uygulanmakta ve adli para cezası suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamamaktadır.
Change (çenç) aracın piyasaya sürülebilmesi için çoğu zaman ağır hasarlı veya hurdaya ayrılmış araçların motor ve şasi numaraları ile çalıntı veya trafikten men edilmiş araçların motor ve şasi numaraları değiştirilmekte, bu numaralar üzerinden resmi belgelerde de tahrifat yapılmaktadır. Bu durum ise resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturmaktadır.
Bu kapsamda Türk Ceza Kanunu’nun 204. maddesi uyarınca;
“Bir resmi belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek bir resmi belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren veya sahte resmi belgeyi kullanan kişi iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” hükmü uygulanmaktadır.
Ayıplı mal, tüketiciye teslimi anında, taraflarca kararlaştırılmış olan örnek ya da modele uygun olmaması ya da objektif olarak sahip olması gereken özellikleri taşımaması nedeniyle sözleşmeye aykırı olan maldır. Ambalajında, etiketinde, tanıtma ve kullanma kılavuzunda, internet portalında ya da reklam ve ilanlarında yer alan özelliklerinden bir veya birden fazlasını taşımayan; satıcı tarafından bildirilen veya teknik düzenlemesinde tespit edilen niteliğe aykırı olan; muadili olan malların kullanım amacını karşılamayan, tüketicinin makul olarak beklediği faydaları azaltan veya ortadan kaldıran maddi, hukuki veya ekonomik eksiklikler içeren mallar da ayıplı olarak kabul edilir. (TKHK m. 8)
Satıcı, malı satış sözleşmesine uygun olarak tüketiciye teslim etmekle yükümlüdür. Satıcı, kendisinden kaynaklanmayan reklam yoluyla yapılan açıklamalardan haberdar olmadığını ve haberdar olmasının da kendisinden beklenemeyeceğini veya yapılan açıklamanın içeriğinin satış sözleşmesinin akdi anında düzeltilmiş olduğunu veya satış sözleşmesi kurulma kararının bu açıklama ile nedensellik bağı içinde olmadığını ispatladığı takdirde açıklamanın içeriği ile bağlı olmaz. (TKHK m. 9) Satıcı, ticari veya mesleki amaçlarla ikinci el araç satışını meslek haline getirmiş biri ise (galerici vs.), bu kişilerin araç satışından doğan uyuşmazlıklara Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümleri uygulanacaktır. Nitekim bu durumda alıcı, tüketici sıfatına haiz olur.
Teslim tarihinden itibaren altı ay içinde ortaya çıkan ayıpların, teslim tarihinde var olduğu kabul edilir. Bu durumda malın ayıplı olmadığının ispatı satıcıya aittir. Bu karine, malın veya ayıbın niteliği ile bağdaşmıyor ise uygulanmaz. Tüketicinin, sözleşmenin kurulduğu tarihte ayıptan haberdar olduğu veya haberdar olmasının kendisinden beklendiği hâllerde, sözleşmeye aykırılık söz konusu olmaz. Bunların dışındaki ayıplara karşı tüketicinin seçimlik hakları saklıdır. (TKHK m. 10)
Change araç, halk arasında çenç araç olarak bilinmektedir. Bir aracın change (çenç) araç olduğunun anlaşılması durumunda, aracı galeriden satın alan tüketicinin bazı seçimlik hakları bulunmaktadır.
Aracın change (çenç) araç olduğunun tespit edilmesi halinde tüketici;
Satılan aracı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme,
Aracı elinde tutarak ayıp oranında satış bedelinden indirim talep etme,
Aşırı bir masraf gerektirmemesi şartıyla, tüm masrafları satıcıya ait olmak üzere aracın ücretsiz onarılmasını isteme,
Mümkün olması halinde ayıpsız bir araç ile değiştirilmesini talep etme
haklarından birini kullanabilir. Satıcı, tüketicinin tercih ettiği bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür.
Ücretsiz onarım veya malın ayıpsız misli ile değiştirilmesi hakları üretici veya ithalatçıya karşı da kullanılabilir. Bu durumda satıcı, üretici ve ithalatçı söz konusu taleplerin yerine getirilmesi bakımından müteselsilen sorumludur. Ancak üretici veya ithalatçı, ayıbın mal piyasaya sürüldükten sonra ortaya çıktığını ispat ederse sorumluluktan kurtulabilir.
Öte yandan ücretsiz onarım ya da malın ayıpsız misli ile değiştirilmesinin satıcı açısından orantısız güçlük doğurması durumunda tüketici, sözleşmeden dönme veya bedelden indirim haklarından birini kullanabilir. Orantısızlığın değerlendirilmesinde malın ayıpsız değeri, ayıbın önemi ve diğer seçimlik hakların kullanılmasının tüketici açısından sorun oluşturup oluşturmayacağı gibi hususlar dikkate alınmaktadır.
Tüketicinin sözleşmeden dönme veya ayıp oranında bedelden indirim hakkını kullanması halinde, tüketicinin ödemiş olduğu satış bedelinin tamamı ya da yapılan indirim tutarı derhal iade edilmelidir. Seçimlik hakların kullanılmasından doğan tüm masraflar ise tüketicinin tercih ettiği hakkı yerine getiren tarafça karşılanmaktadır.
Ayrıca tüketici, bu seçimlik haklarından birini kullanmakla birlikte Türk Borçlar Kanunu hükümleri uyarınca tazminat talebinde de bulunabilir. Bu düzenleme Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’nun 11. maddesinde yer almaktadır.
Kanunlarda veya taraflar arasındaki sözleşmede daha uzun bir süre belirlenmediği sürece, ayıplı maldan doğan sorumluluk malın tüketiciye tesliminden itibaren iki yıl içinde ileri sürülmelidir. Ayıp daha sonra ortaya çıksa bile bu süre geçerlidir. Ancak ayıp ağır kusur veya hile ile gizlenmişse zamanaşımı hükümleri uygulanmamaktadır. Bu husus da Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’nun 12. maddesinde düzenlenmiştir.
Bu nedenle aracın change (çenç) araç olduğunun anlaşılması halinde durum gecikmeden satıcıya bildirilerek tüketicinin sahip olduğu seçimlik hakların kullanılması gerekmektedir.
Change araç, halk arasında çenç araç olarak bilinmektedir. Galericilik gibi ikinci el araç satışını meslek haline getirmeyen ve yalnızca kendi aracını satan kişilerin sorumluluğu ise Türk Borçlar Kanunu’nda düzenlenen taşınır satışında satıcının ayıptan sorumluluğu hükümlerine tabidir. Bu kapsamda araç satışından sonra aracın change (çenç) araç olduğunun ortaya çıkması durumunda satıcının sorumluluğu Borçlar Kanunu hükümleri çerçevesinde değerlendirilmektedir.
Ayıp kavramı, niteliğine göre açık ayıp ve gizli ayıp olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Uygulamada araçta bulunan ayıbın türüne göre farklı hukuki sonuçlar doğabilmektedir.
Açık ayıp, ilk bakışta görülebilen ve basit bir inceleme ile anlaşılabilen ayıplardır. Örneğin aracın kapısındaki çizikler veya camındaki çatlaklar açık ayıp olarak kabul edilmektedir.
Gizli ayıp ise ilk bakışta fark edilemeyen ve zaman içerisinde ortaya çıkan ayıplardır. Aracın motorunda ciddi bir sorun bulunması veya aracın change (çenç) araç olması bu tür ayıplara örnek olarak gösterilmektedir.
Satıcı, alıcıya herhangi bir şekilde bildirdiği niteliklerin araçta bulunmaması nedeniyle sorumlu olduğu gibi; niteliğe veya niteliği etkileyen niceliğe aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının beklediği faydayı ortadan kaldıran ya da önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki veya ekonomik ayıplardan da sorumludur. Satıcı bu ayıpların varlığını bilmese bile sorumluluğu devam etmektedir. Bu nedenle change (çenç) araç satışını yapan kişi, aracın change olduğunu bilmese dahi hukuki sorumluluktan kurtulamaz.
Bununla birlikte satıcı, satış sözleşmesi kurulurken alıcı tarafından bilinen ayıplardan sorumlu değildir. Ayrıca alıcının yeterli bir inceleme ile fark edebileceği ayıplardan da ancak böyle bir ayıbın bulunmadığını özellikle taahhüt etmişse sorumlu tutulabilir. Bu durum Türk Borçlar Kanunu’nun 222. maddesinde düzenlenmiştir. Araç satışı gerçekleşmeden önce alıcının fark ettiği ve kabul ettiği veya satıcı tarafından alıcıya bildirilen ayıplar bakımından satıcının ayıp sorumluluğu doğmaz.
Öte yandan ikinci el aracın piyasa değerinin altında satılmış olması, söz konusu ayıbın alıcı tarafından bilindiği anlamına gelmemektedir. Satıcı, aracın ayıplarını alıcıya bildirdiğini veya alıcının bu ayıpları bildiğini ileri sürüyorsa bu iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. Herhangi bir şekil şartı bulunmamakla birlikte bu hususların yazılı olarak kayıt altına alınması ispat açısından önem taşımaktadır.
Alıcı açısından ise gözden geçirme ve bildirim yükümlülüğü bulunmaktadır. Alıcı, satın aldığı aracı olağan akış içerisinde mümkün olan en kısa sürede incelemek ve satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp tespit ederse bunu uygun süre içinde satıcıya bildirmek zorundadır. Alıcı bu incelemeyi yapmaz veya ayıbı bildirmezse satılanı kabul etmiş sayılmaktadır.
Ancak olağan bir inceleme ile tespit edilemeyecek nitelikte bir ayıp bulunması halinde bu hüküm uygulanmaz. Bu tür ayıpların sonradan ortaya çıkması durumunda alıcı, durumu derhal satıcıya bildirmekle yükümlüdür. Bildirim yapılmazsa araç bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır.
Bununla birlikte satıcının ağır kusurlu olması halinde farklı bir durum söz konusu olmaktadır. Ağır kusurlu satıcı, ayıbın kendisine süresinde bildirilmediğini ileri sürerek sorumluluktan kısmen veya tamamen kurtulamaz. Aynı durum, satıcılığı meslek edinmiş kişilerin bilmesi gereken ayıplar bakımından da geçerlidir.
Satıcı daha uzun bir süre için üstlenmiş olmadıkça, satılanın ayıbından doğan sorumluluğa ilişkin her türlü dava, satılandaki ayıp daha sonra ortaya çıksa bile, satılanın alıcıya devrinden başlayarak iki yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Alıcının satılanın kendisine devrinden başlayarak iki yıl içinde bildirdiği ayıptan doğan def’i hakkı, bu sürenin geçmiş olmasıyla ortadan kalkmaz. Satıcı, satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu ise, iki yıllık zamanaşımı süresinden yararlanamaz.
Borçlar Kanununa göre satıcı change aracı bilerek sattıysa iki yıllık zamanaşımı süresinden faydalanamayacaktır. Ayıptan sorumlulukta satıcının aracın change olduğunu bilmemesi tazminat sorumluluğundan kurtulmasını sağlamaz. Bu durumda iyiniyetli satıcı da zararını karşılamak için aracı satın aldığı kişiye tazminat davası açabilir.
Change araç, halk arasında çenç araç olarak bilinmektedir. Change (çenç) araç satışı sebebiyle idarenin de sorumluluğu gündeme gelebilmektedir. Bu nedenle change (çenç) araç satışı nedeniyle zarara uğrayan kişiler idare aleyhine tazminat davası açabilmektedir.
İdarenin sorumluluğuna gidilirken idarenin hizmet kusuruna dayanılabileceği gibi bazı durumlarda kusursuz sorumluluk ilkesi kapsamında da tazminat talep edilmesi mümkündür. Ancak idare aleyhine hizmet kusuru nedeniyle dava açılabilmesi için idarenin zarar doğuran işlem veya eylemi ile meydana gelen zarar arasında nedensellik bağının bulunması gerekmektedir.
İdarenin tazminat sorumluluğu özellikle trafik tescil ve kayıt işlemlerinin idari işlemle yürütülmesinden kaynaklanmaktadır. Motorlu araçların tescil ve kayıt işlemleri idare tarafından yapılmakta ve bu kayıtların doğru tutulduğuna güvenilerek hukuki işlemler gerçekleştirilmektedir. Bu nedenle hatalı kayıt veya işlem yapılması durumunda idarenin sorumluluğu gündeme gelebilmektedir. Bu kapsamda açılacak tazminat davaları tam yargı davası niteliğindedir.
Yargıtay içtihatlarında da motorlu araçların kayıtlarının tutulması ve bu kayıtlardaki değişikliklerin yapılmasının idarenin sorumluluğunda olduğu kabul edilmektedir. Bu nedenle trafik tescil kayıtlarının hatalı tutulması veya gerekli kontrollerin yapılmaması sebebiyle ortaya çıkan zararlardan dolayı idarenin hizmet kusuru kapsamında sorumluluğu doğabilmektedir. Change (çenç) araç nedeniyle zarara uğrayan kişiler de bu sebeple idare aleyhine tazminat davası açabilmektedir.
Change (çenç) araç sebebiyle idareden yalnızca maddi tazminat değil aynı zamanda manevi tazminat talep edilmesi de mümkündür. Aracına el konulan ve bu nedenle manevi olarak zarar gören kişiler, uğradıkları elem ve keder nedeniyle idare aleyhine manevi tazminat talebinde bulunabilmektedir.
Noterler kamu hizmeti yürütmektedir. Bu nedenle noterlerin gerçekleştirdiği işlemler bakımından kusursuz sorumluluk ilkesi uygulanmaktadır. Change (çenç) araç satışında gerekli şartların oluşması halinde noterlere karşı tazminat davası açılması mümkündür.
Noterler yaptıkları işlemlerde özen yükümlülüğüne uymak zorundadır. Noterlik Kanunu’nun 162. maddesine göre noterler bir işin yapılmaması veya hatalı ya da eksik yapılması nedeniyle zarar gören kişilere karşı sorumludur. Bu nedenle noter tarafından yapılan işlemler sonucunda ortaya çıkan zararlardan dolayı noterlerin sorumluluğu gündeme gelebilmektedir.
Change (çenç) aracın noter aracılığıyla devredilmesi sırasında kullanılan belgelerin doğruluğunun incelenmesi ve sahte olup olmadığının tespit edilmesi bakımından noter ve katiplerinin gerekli dikkat ve özeni göstermesi gerekmektedir. Gerekli özenin gösterilmemesi sonucunda zarar doğması halinde notere karşı tazminat davası açılabilmektedir.
Noterin sorumluluğu yalnızca özen yükümlülüğü ile sınırlı olmayıp aynı zamanda kusursuz sorumluluk niteliği de taşımaktadır. Noter, araç satış sözleşmesi sırasında gerekli incelemeyi yapmakla yükümlü olduğunu inkâr ederek sorumluluktan kurtulamaz. Bu husus yargı kararlarında da kabul edilmektedir. Noterde yapılan satış işlemi sonucunda aracın çalıntı veya change (çenç) araç olduğunun anlaşılması ve aracın alıcının elinden alınması durumunda, meydana gelen zararın noterden talep edilmesi mümkündür. Bu durumda zarar gören kişinin noterin kusurunu ispat etmesi gerekmez; yalnızca zararla işlem arasındaki illiyet bağını ortaya koyması yeterlidir.
İkinci el araç alım satımında ekspertiz raporu alınması, alıcının aracın durumu hakkında bilgi sahibi olmasını sağlamaktadır. Ancak bazı durumlarda ekspertiz raporunun eksik veya hatalı düzenlenmesi söz konusu olabilmektedir. Bu durumda ekspertiz raporuna güvenerek araç satın alan kişi yanıltılmış olabilmektedir.
İkinci el motorlu kara taşıtı ticaretine ilişkin düzenlemelere göre noter devrinden önce aracın şasi ve motor numaralarının incelenmesi gerekmektedir. Buna rağmen hazırlanan ekspertiz raporunun gerçek durumu yansıtmaması durumunda eksperin tazminat sorumluluğu doğabilmektedir. Change (çenç) araç mağdurları, ekspertiz raporuna güvenerek araç satın almaları nedeniyle uğradıkları zararın giderilmesi için eksper aleyhine tazminat davası açabilmektedir.
Eksper tarafından verilen hizmetin ayıplı olması halinde araç satın alan kişi bu durumu derhal ekspere bildirmelidir. Eksperin hukuki sorumluluğu bakımından iki yıllık zamanaşımı süresi bulunmaktadır.
Bunun yanında bilerek gerçeğe aykırı şekilde rapor düzenleyen eksper hakkında cezai sorumluluk da söz konusu olabilmektedir. Bu durumda Cumhuriyet Başsavcılıklarına yapılacak suç duyurusu ile eksper hakkında cezai işlem başlatılması mümkündür.
Change (çenç) araç satışlarında mağduriyet oluşması halinde yalnızca satıcı ve noter değil, aracın muayenesini gerçekleştiren muayene istasyonunun sorumluluğu da gündeme gelebilmektedir. Araç muayene istasyonları araçların teknik kontrollerini mevzuata uygun şekilde gerçekleştirmekle yükümlüdür.
Araç muayene istasyonlarının çalışma esasları 31356 sayılı Araç Muayene İstasyonlarının Açılması, İşletilmesi ve Araç Muayenesi Hakkında Yönetmelik ile düzenlenmiştir. Bu düzenlemelere göre muayene sırasında araçların belirli teknik unsurları zorunlu olarak incelenmektedir. Bu incelemeler arasında şasi numarası ve motor numarası kontrolü de bulunmaktadır.
Dolayısıyla muayene sırasında eksik veya kusur tespit edilmeyen bir aracın sonradan change (çenç) araç olduğunun ortaya çıkması halinde, gerekli kontrollerin yapılmadığı iddiasıyla muayene istasyonlarının sorumluluğuna gidilmesi mümkün olabilmektedir. Bu durumda change (çenç) araç nedeniyle zarara uğrayan kişiler muayene istasyonlarına karşı da tazminat talebinde bulunabilmektedir.
Yargıtay 15. Ceza Dairesi 17.04.2017 Tarih 2014/22751 E. 2017/9404 K.
Dosya kapsamı ve kriminal ekspertiz raporuna göre, suça konu plakalı aracın gerçek plakalı araç olmadığı, İstanbul’dan çalıntı başka bir araca plakalı aracın şase numarası change edilerek … plakası takılmak suretiyle ve plakalı aracın ruhsat belgeleri ile kullanıldığı anlaşıldığından, sahtecilik suçundan zamanaşımı süresi içerisinde mahallinde gereğinin yapılması mümkün görülmüştür.
Sanığın katılana ait plaka sayılı otomobili tamir için İstanbul’a götürmek gayesiyle aldığı halde sonradan başka bir aracın şase numarasını işleyerek aracı “change” tabir edilen surette kotardığı, Antalya Polis Kriminal Laboratuvarı Müdürlüğü’nün raporuyla İstanbul’dan çalıntı başka bir araca plakalı aracın şase numarası change edilerek ….. plakası takılmak suretiyle ve plakalı aracın ruhsat belgeleri ile kullanıldığının belirlendiği, bu şekilde sanığın güveni kötüye kullanma suçunu işlediği iddia edilen olayda; sanığın plakalı aracı tamir amaçlı İstanbul’a götürüp, burada aracı change yaptırdığının sabit olmadığı, sözkonusu aracın sanığın eşi …’un adına ihale sonucu satın alınıp, eşi adına aracın tescil edildiği sanık savunmaları, katılan anlatımları ve dosya kapsamından anlaşılmakla, atılı suçun sanık tarafından işlediğine dair savunmasının aksine, mahkumiyetine yeterli somut bir delil elde edilemediğinden, aynı gerekçeye dayalı mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi,26.04.2017 tarih, 2015/20047 E. 2017/6091 K. Sayılı karar
Somut olayda, taraflar arasında noterde düzenlenen 23/11/2011 tarihli araç satış sözleşmesiyle aracın davacı tarafından davalıdan satın alındığı, ceza soruşturması kapsamında Kocaeli 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 2012/563 d.iş sayılı 21/06/2012 tarihli kararıyla araca change oto olup olmadığı konusunda incelenebilmesi amacıyla el konulmasına, change olduğu tespit edilen otonun gerçek hak sahibine teslim edilinceye kadar el koyma kararının devamına karar verildiği, aracın Emniyet Müdürlüğünce geçici olarak muhafaza altına alındığı, kriminal inceleme neticesinde aracının kimliğinin değiştirildiğinin(change) olduğunun belirlendiği, aracın tescil kaydına çalıntı şerhinin işlendiği, halen davacının kullanımında olduğu görülmektedir.
Dava konusu aracın halen davacının kullanımında olmasına rağmen, söz konusu araçla ilgili ceza yargılamasının devam ettiği, araç üzerindeki çalıntı şerhine yönelik tedbir kararı nedeniyle davacının araç üzerindeki tasarruf yetkisinin hukuki anlamda kısıtlandığı, davalının aracın kimliğinin değiştirilmesi(change) ve araç üzerindeki hak mahrumiyetine yönelik tedbir kararı nedeniyle kusursuz olarak hukuki sorumluluğunun bulunduğu anlaşılmaktadır.
O halde; mahkemece yukarıda açıklanan ilke ve yasa maddeleri uyarınca, dava konusu araç ile ilgili ceza yargılamasının da devam ettiği dikkate alınarak aracın kimliğinin değiştirilmesi (change) ve hak mahrumiyetine yönelik tedbir kararı nedeniyle davacının dava açmakta hukuki yararı bulunduğu görülmekle; zapta ve ayıba karşı satıcının sorumluluğuna ilişkin hükümlerin ve taraf delillerinin birlikte değerlendirilmesi sonucu oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken; yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hukuki yarar yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
Aldığım Araç "Change" (Çenç araç ) Çıktı, Ne Yapmalıyım?
Change (Çenç araç mağduru) Araç Mağdurları İçin Hukuki Rehber: sakarya satıcı, sakarya noter ve sakarya eksper Sorumluluğu
Araç Şasi Numarası Değiştirme Cezası ve Nitelikli Dolandırıcılık Davaları
Sakarya Çenç Araç Davası ve Tazminat Süreçleri